Eylül Esintisi - ZAMAN AKREP İKEN...  (6)

ZAMAN AKREP İKEN... (6)

Akrebin şifa yeteneği olağanüstüdür. Şefkat yerine neşteri tercih etse de, psikanalist ve cerrah olarak bir eşi benzeri daha yoktur. Keser, deşer, oyar, kanatır. Acı reçeteden yana katı bir tedavicidir. Ölüm döşeğindeki bir hastayı ayağa kaldırabilecek, dip diri bir insanı da mezara sokabilecek gizli sırlara vakıftır. Akrep, bilinçaltının sembolik dilini çok iyi bildiğinden direkt olarak insanların bilinçaltına hitap eder. Bilinçaltı ile bilinç …

Eylül Esintisi - AKREP İLE KURBAĞA

AKREP İLE KURBAĞA

Neden Akrep deyince insanların içi ürperir? Tüm soğukkanlı yaratıklar zehirli ve tehlikeli olduğu için mi? En iyisi ben bunu size bir mesel ile anlatayım. AKREP ile KURBAĞA Akrep bir gün yiyecek ararken nehrin kenarına gelmiş, Karşı yakaya geçecek bir yol bulamamış. Derken dere kenarında vıraklayan kurbağayı görmüş. Kurbağadan kendisini karşıya geçirmesini istemiş. Kurbağa olmaz demiş; "sen beni sokarsın, sana güvenemem" …

Eylül Esintisi - ZAMAN AKREP İKEN...  (5)

ZAMAN AKREP İKEN... (5)

Akrebin cinsel enerjisi kuvvetlidir ve onun dillere destan "öldüren cazibe" sinin sırrı bir ölçek zehir, iki ölçek feromende gizlidir. Bu müthiş terkip onun saldırı ve savunma mekanizmasının iki güçlü kalkanıdır. Bedenimizde Apokrin bez ile normal ter bezlerinin salgı karışımı kişiye has vücut kokusunu oluşturur. Bu doğal vücut parfümünün cinsel terminolojideki karşılığı "feromen" dir. Cinsel çekimde koku baş …

Eylül Esintisi - ZAMAN AKREP İKEN... (4)

ZAMAN AKREP İKEN... (4)

Güneş ısı ve ışığından mahrum kalan Pluto, uzayın zifiri karanlığından ve -270 dereceden, buz gibi sesiyle insanoğlunun kulağına mütemadiyen Mefistofeles'in sözlerini üfler... “Neden ki bu amaçsız yaradılış” “Yok olacaksa bir gün her yaratılmış”  (1) İşte o zaman uçsuz bucaksız kainatta bir toz zerresi gibi kalan gezegenimizde kendimizi koyacak bir karış yer bile bulamayız. Pluto zehrini damardan şırınga eder; "Sen nesin k…

Eylül Esintisi - KIRKAYAĞIN HAZİN SONU

KIRKAYAĞIN HAZİN SONU

Bir zamanlar, ayaklarının kırkını da müthiş bir hünerle kullanarak çok güzel danseden bir kırkayak varmış. Ormanda tüm hayvanlar bu kırkayağın dansını izlemeye gelirler ve her seferinde onun dansedişine hayran kalırlarmış. Ama onun bu dansedişini beğenmeyenler de varmış. Bunlardan biri de kurbağaymış... Ne yapsam da kırkayağın böyle güzel dansetmesini engellesem diye düşünüp duruyormuş. Güzel dansetmiyorsun dese olmazmış. Ben senden daha güzel dansediyorum dese, hiç olmazmış. Düşünmüş, taşınmış sonunda mükem…