Eylül Esintisi - Astrolojide Chiron (Kheiron)

Astrolojide Chiron (Kheiron)

Astrolojik çerçevede Chiron, Satürn (eski-geleneksel) ve Uranüs (yeni-modern) arasında bir köprü kurar. Satürn genel anlamda sınırlayan, ağırlaştıran ve kristalize eden enerjisi ile somut gerçekleri vurgular, dünyevidir.

Uranüs ise sınırları aşan, değiştiren, yenileyen ve özgürleştiren enerjisi ile uzaya açılır, kozmiktir. Chiron birbirinin anti-tezi olan bu iki gezegen arasında yükseltici ve ayarlayıcı özellikleriyle adeta bir regülatör gibi çalışır.

Satürn ve Uranüs yörüngeleri arasında salınan Chiron'u anlamamıza "döner kapı" metaforu yardımcı olabilir. Bu döner kapı belirli bir süre uzaysal olan Uranüs'e açıldıktan sonra belirli bir süre de dünyevi olan Satürn'e açılır.

İki gezegen yörüngeleri arasında mütemadiyen gelip giden Chiron kolektif bilinç dışına ait enerjileri bireysel enerji alanımıza uyarlar. Bilinç ile bilinç dışının kesiştiği eşikte bir nevi tercümanlık yaparak sembol dilini günlük dile çevirmemize yardımcı olur.

Chiron doğum haritalarında yerini almakla birlikte bir burcu yönetip yönetmeyeceği, eğer yönetecekse bunun hangi burç olması gerektiği hala  tartışılan bir konudur.

Bazı astrologlar üstün ecza ve hekimlik özelliğinden ötürü Chiron’u Başak burcu/ 6.ev, bazıları da uygar bir at adam olması ve mentorluk vasfından ötürü Yay burcu/9.ev ile ilişkilendirir.

Ayrıca Terazi burcu ile ilişkilendiren görüşler de mevcuttur. Kişisel görüşüme göre Chiron, Başak-Balık ve 6/12.ev ekseni ile Yay-İkizler ve 3/9.ev eksen özelliklerini daha fazla yansıtmaktadır.

Bu nedenle onu bir öğretmen- öğrenci, bir hekim-hasta, bir mentor-danışan ilişkisi çerçevesinde ele almanın daha doğru bir yaklaşım olacağı kanısındayım.

Chiron'un keşfi henüz çok yenidir. İnsan bilincinde yerini alabilmesi için daha fazla araştırılmaya ve sınanmaya muhtaçtır. Bu nedenle ona bir burç yöneticiliği verme ya da bir burca bağlama telaşına kapılmak yerine onun şifrelerini çözmeye ve insanlığa dair mesajlarını doğru okumaya gayret etmeliyiz.

Astrolojik çerçevede Chiron'u incelemek için önce doğum öyküsünden başlayalım. Chiron gizlice hayvan kılığına giren bir anne ve babadan döllenmiştir. Tamamen içgüdüsel birlikteliğin ürünü olan gayrimeşru bir çocuktur yani istenen değil istenmeyen bir çocuktur.

Doğar doğmaz ebeveynleri tarafından terk edildiğinden hayata "kabul" yerine "red" alarak başlamıştır. Bu ciddi bir travmadır. Dolayısıyla doğum haritalarında Chiron'un konumu kişinin reddedilme, terk edilme korkusu, bastırılmış duyguları, içgüdüsel tepkileri ve saplantılı davranışları ile bağlantılıdır.

Ancak onun temsilindeki konuların kalbinde ölüm ve ölümsüzlük temasının saklı olduğu asla gözden kaçırılmamalıdır.

Bir çocuk özellikle annesi tarafından kabul görmüyorsa hayata ve insanlara güven duyması çok zordur. Burada Chiron'un en büyük şansı Işık Tanrısı Apollon tarafından eğitilmesidir. Sonrasında Chiron kendisini kalabalıkların uğultusundan kurtararak inzivaya çekilmiştir.

Apollon'un güçlü ışığı Chiron'un reddedilme ve terk edilme duygusunu dönüştürmesine yardımcı olmuştur. Chiron bütün ömrünü insan yetiştirmeye adamıştır. Krallar oğullarını eğitmesi için çok saygı ve güven duydukları Chiron'a teslim etmiştir.

O  tüm öğrencilerini zihnen ve ahlaken en iyi bir şekilde eğiterek en üstün yeteneklerini açığa çıkarmalarını sağlamıştır. Bu yönüyle oldukça güçlü bir mentordur. Dolayısıyla onu "Mentorların Atası" olarak görmek yanlış olmaz (1)

Centaurlarla savaşan Herakles'in attığı zehirli ok kazara ona isabet edince Chiron ikinci bir travmaya maruz kalır. Böylece doğar doğmaz aldığı reddedilme ve terk edilme travmasına bir de iyileşmeyen yara travması eklenir.

Astrolojik çerçevede Chiron'un en temel şifresi bu “iyileşmeyen yara”dır. Çünkü bu travma onu ölümlülük ile ölümsüzlük arasında bir seçim yapmak zorunda bırakmıştır.

Dünya kontrol edemeyeceğimiz şeylerle dolu olduğundan hepimiz yaralanmaya açık varlıklarızdır. Yara almadan gelişemez ve olgunlaşmayız. Acı çekmeden bir başkasının acısını anlamamız da mümkün değildir.

Bir doğum haritasında Chiron'un bulunduğu yer tuzaklarla çevrilidir. Çoğunlukla acı çekmekten kurtulmak için acıyı engelleme tuzağına düşeriz. Bu acıyı daha da artırır çünkü çekmediğimiz acıdan kurtulamayız. Bu nedenle engellenmiş acının tehlikelerine karşı bilinçlenmeyi de ifade eder Chiron...

Bir doğum haritasında Chiron'un yer aldığı burç, ev ve açı bağlantıları bize iyileşmeyen yaramız karşısında nasıl bir tavır takındığımızı gösterir. Burada kendimize sormamız ve dürüstçe cevaplamamız gereken sorular vardır;

- Bu yarayı örtbas ederek görmemezlikten mi geliyoruz?

- Sessiz sedasız bir şekilde sarmaya mı uğraşıyoruz?

- Kapanmayan yaranın üstüne tuz üstüne tuz mu basıyoruz?

Yoksa

- İyileşmeyen yaranın her katmanını bir arkeolog titizliği ve sabrı ile ince, ince kazıyıp ne olduğunu anlamaya mı çalışıyoruz?

Burada iki seçenek öne çıkabilir. Biri Nietzsche'nin önerisi; "kaderinizi sevin" (amor fati) diğeri Yalom'un önerisi eğer kaderinizden memnun değilseniz  "sevebileceğiniz bir kader yaratın"

Nietzsche "amor fati" yi hayatının en verimli kanunu olarak görmüştür. Kendi kaderine duyduğu sadık sevgi ona başına gelenlerle mücadele etme azmi verdiği gibi çektiği derin acılardan kurtulmasına da yardımcı olmuştur.

Eğer "amor fati" den yola çıkacak olursak Chiron kişiye kaderin bütün yüklerini ve tehlikelerini kabullenerek sevmeyi öğretir. İyileşmeyen yarayı kaderin kişiyle oynaması olarak yorumlarsak bu çaresizliği alt etmenin yolu kişinin de bu noktada kaderiyle oynamasıdır...  

Nietzsche gibi büyük Rus yazarı Dostoyevski'yi de insanlığa bıraktıkları birbirinden kıymetli eserleri ile bu Chironik yarayı dönüştürmeyi başarmışlardır. Kurşuna dizilmek üzereyken kurtulan ve yeniden doğmuş gibi hisseden, kumar ve epilepsi hastalığından muzdarip Dostoyevski, Chiron'u Koç burcunda olan tipik bir Akrep burcu insanıdır (2)

Chiron doğum haritalarımızın belki de en kırılgan noktasıdır. Ancak kırılan yerlerimizden güçleniriz de... Chiron ölümden kaçmak yerine ölümle yüzleşmeyi yeğlemiştir.

Kuşkusuz ölümle yüzleşmek büyük bir kaygı doğurduğundan kolay değildir ancak hayatı zenginleştirici potansiyel taşıdığı da bir gerçektir. Bu anlamda ölümü göze alan Chiron aynı zamanda ölüme öncülük de etmiştir....

Chiron'u değerlendirirken kesinlikle göz ardı etmememiz gereken husus onun ironisidir. Ne kadar çabalarsak çabalayalım kendimize yetemezken ve kendi yaramızı saramazken ironik bir şekilde başkalarının derdine deva, yarasına merhem oluruz. Bu hassas noktada faydamız kendimizden çok başkalarınadır.

Chiron ömrü boyunca çevresine şifa dağıttığı halde kendisi şifa bulamamış yaralı bir bilgedir. Meseleyi düz mantıkla çözmeye kalkışanlar şöyle bir önyargıda bulunabilir;

"Kendine hayrı olmayanın başkasına ne hayrı olsun"

Veya;

"Kelin merhemi olsa kendi başına sürer.."

Elbette bu sözlerin genel geçer doğruluğu vardır. Ancak Chiron söz konusu olduğunda bir anlam ifade etmez. Chiron frekansında insanın hayrı kendisinden ziyade başkalarınadır. Chiron'un ironisidir bu!

F.Nietzsche bu Chironik gerçeği derinden kavradığından eserlerinde dile getirir;

"Bazıları kendi zincirlerini gevşetemeseler de, dostlarının azatçısıdırlar"

Carl Gustav Jung da bu Chironik gerçeği çarpıcı bir şekilde vurgular;

"Yalnız yaralı bir hekim iyileştirebilir"

Çeken bilir düsturundan hareketle anonim söz de aynı gerçeğe işaret eder;

"Hekimden sorma çekenden sor..."

Her şeyden önce iyileşmeyen yara bir anomaliye işaret eder. Chiron’un uyguladığı onca üstün şifa tekniklerine rağmen tespit edilemeyen bir kimya (deşifre edilemeyen bir DNA talimatı) engel teşkil etmiştir. Daha üst bir plana ait olan bu talimat o günden bu güne değin sırrını korumaktadır.

İyileşmeyen yara doğum haritamızın hangi köşesinde yer alıyorsa orada hep dinmeyen bir sızı vardır. Fakat ironik bir biçimde bu sızım, sızım sızlayan yanımız en bilge yönümüze karşılık gelir. Çünkü bir yarayı en iyi çeken bilir...

Aslında her şifacı bir katalizördür. Eğer hasta iyileşmeye niyetliyse ve şifacıya güveniyorsa iyileşme şansı yüksektir. Bu nedenle doğum haritamızdaki Chiron biz farkına varsak da varmasak da sessizce bir diğerinin iyileşmesini sağlayan katalizör görevi üstlenir.

Peki ama bir bilge, bir mentor bile kendi yarasını iyileştiremiyorsa biz faniler bu işin üstesinden nasıl geleceğiz diye düşünüyorsanız meseleye felsefi bir boyuttan yaklaşmak yarar sağlayabilir. Chiron ile ilgili hemen her bilgi kaynağında ağız birliği etmişçesine aynı ifade yer alır;

"Chiron aldığı fiziksel yaranın ızdırabına dayanamadığı için ölümlülüğü seçer"

Gerçekten böyle midir?

Chiron ile babası Zaman Tanrısı Kronos arasında geçen bir konuşmayı hayal eden Montaıgne'nin yazdıkları üzerinde biraz düşünelim.

"Benim ona verdiğimin yerine, hiç sona ermeyen bir hayata dayanmanın bir insan için ne kadar dayanılmaz ve acı olduğunu bir düşünün. Eğer ölümün olmasaydı onu senden mahrum ettiğim için bana sürekli olarak lanet okurdun. Verdiği rahatlığı görüp onu hemen açgözlü ve  taşkın bir şekilde kucaklamana engel olmak için bilerek biraz acılıkla karıştırdım ölümü. Senden istediğim orta noktada kalmanı sağlamak için, yani ne hayattan kaçmanı ne de ölümden geri kaçmanı istemediğim için, her ikisini de acılık ve tatlılıkla iç içe kıldım"  (3)

Şimdi;

Chiron’un dayanamadığı iyileşmeyen yaranın ızdırabı mıdır?

Yoksa Chiron’un asıl dayanamadığı;

“Hiç sona ermeyen bir hayatın dayanılmazlığı mıdır? ”

Mesele bundan mı ibarettir?

Yoksa daha mı fazlasıdır!

Chiron’un yörüngesine girdiğimizde cevap için yanıp tutuşan soru işaretlerinin istilasına uğrarız.

Kader önceden kesin çizgilerle belirlenmiş mutlak bir gerçek midir?

Yoksa yeniden düzenlenebilir mi?

Var oluşa ne oranda müdahale edebiliriz? 

Doğum-ölüm çemberinin dışına çıkmak olası mıdır?

Yoksa ölüm evrim için gereklimidir?

Dünya düzeninden daha üst bir düzene geçmenin yolu bedeni feda etmekten mi geçer?

Doğumu ölüme bağlayan üst notanın sırrı nedir?

Bu sır nerede gizlidir?

Chiron’un şu ana kadar bize ulaşan sinyalleri, "kendi kaderini tayin etme" bedelinin çok yüksek olduğu ve hücresel düzeyde farkındalık gerektirdiğidir.

Bu yüzden bu bilgi ortalıkta dolanmaz. Saklıdır, erişilmesi güçtür, çokça iyi niyetli, bilinçli ve disiplinli bir çaba gerektirir. Çünkü insanın iki uçlu (bipolar) yapısı çok çabuk hayırdan şerre kayabilmektedir…

Dipnot:

(1) "Mitolojide Chiron" başlıklı yazımızda mentor kavramını açıkladık. Her ne kadar mitolojide ilk mentorun kralın oğlunu eğiten Mentor olduğu vurgulansa da kişisel görüşüm insanlık tarihinde Chiron'un mentorların atası olduğudur.

(2) Stefan Zweig "Üç Büyük Usta" adlı eserinde  büyük Rus yazarı Dosteyevsky'ye geniş yer verir;

"Asla, Beethoven'in sağırlığından, Byron'un topallığından, Rousseau'nun mesane rahatsızlığından yakındığı gibi yakınmamıştır bu hastalığından, hatta onun herhangi bir yerde buna çare aradığına dair bir belge yoktur/ ... O sonsuz amor fati'siyle kaderini, onun bütün yüklerini ve tehlikelerini sevdiği gibi hastalığını da sevmiştir."

Ve onun iyileşmeyen yarasını nasıl dönüştürdüğünü şu çarpıcı ifade ile vurgular;

"Sibirya Katorga, Sara illeti, yoksulluk, kumar, şehvet düşkünlüğü, varoluşunun bütün bu krizleri şeytani bir tersyüz etme gücü sayesinde sanatında verime dönüştürmüştür."

(3) Irvın Yalom- Varoluşçu Psikoterapi (Montaigne- Complete Essays s.69)

Kaynakça:

1) Azra Erhat- Mitoloji Sözlüğü

2) Irvın Yalom- Varoluşçu Psikoterapi

3) Irvın Yalom- Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek

4) Irvın Yalom- Ölüm Korkusunu Yenmek

5) Irvın Yalom- Bugünü Yaşama Arzusu (Schopenhauer Tedavisi)

6) Irvın Yalom- Günübirlik Hayatlar

7) Montaigne- Denemeler

8) Elisabeth Kübler-Ross- Büyümenin Son Aşaması ÖLÜM

9) Elisabeth Kübler-Ross - Ölüm ve Ölmek Üzerine

10) Erasmus- Deliliğe Övgü

11) Allan Kellehear- Ölme Üzerine Bir İnceleme

12) Stefan  Zweig - Üç Büyük Usta (Balzac-Dickens-Dostoyevski)

13) Nazan Öngiden - Yıldızlardaki Malzemedir Harcımızda Var Olan

 

ÖNCEKİ YAZI Astronomik Chiron (2060) SONRAKİ YAZI
Progres Ay Fazları
Progres Ay Fazları
15.11.2021 10:41:37
Ay Fazları
Ay Fazları
08.11.2021 10:11:35
Ay Transitleri
Ay Transitleri
01.11.2021 11:49:49
Yorum Yazın