2025 Yılını Uğurlarken
Merhaba Sevgili Okur,
Yeni bir yılı karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde gelin sizinle son bir yıl içinde yer küremizde neler yaşandığını hatırlamaya çalışalım. Önce ülkemizden birkaç örnek verelim sonra dünyada öne çıkan olaylara bir bakalım.
1)Yangınlar; kendini ağaçların soyundan gören biri olarak kuşkusuz önceliğim orman yangınları. Bir ağacın hoyratça budanması veya acımasızca kesilmesi içimi sızlatmaya yeterken ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinde çıkarılan büyük çaplı orman yangınları beni perişan etti.
Yaz mevsimi adeta yangın mevsimi olup çıktı. Ormanlar zararlı radyo manyetik dalgaları tutup insanları koruduğu için yaşama düşman olanlar tarafından her yıl lazerle de ateşe veriliyor ve kimse buna dur diyemiyor.
Dünyada eş zamanlı çıkarılan yangınlar tüm canlılara karşı ciddi bir saldırıdır. Börtü böcekten kuşlara, ehlisinden vahşisine kadar pek çok hayvanın yuvası olan ormanların içindeki canlılarla birlikte ateşe verilmesi ekolojik dengeyi de bozduğundan doğa geri dönüşü zor bir kısır döngü içine sokuluyor.
Dünyayı ateşe veren Neron’ların yanı sıra bir canlıyı kurtarmanın sevinci yüzünde ışıldayan naif insanların varlığı bu cangıl cehenneminde yüreğimize bir nebze de olsa su serpti. İyi ki varlar, dünya bu iyi yürekli insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor…
2)Kartalkaya Otel Yangını: 21 Ocak 2025 tarihinde Kartalkaya Grand Kartal Otelinde meydana gelen yangında 78 kişi hayatını kaybetti 133 kişi de yaralandı. Yaşanan felaket sonrası görüldü ki otelde ne yangın merdiveni ne de lüks otel standartları mevcuttu. Bir dizi ihmal ve insafsızlık zinciri nedeniyle onca insana tatil yapma niyetiyle gittikleri otel mezar oldu.
Türkiye’de hiçbir kurum ve kuruluşta sorumluluk diye bir anlayış kalmadığından tüm sorumlu birimler suçu birbirinin üzerine attı. Otel sahibi dahil 11 kişi için müebbet hapis kararı çıktı. Davada otel sahibi, Kültür ve Turizm Bakanlığını suçladı. Bakanlık da suçu üstlenmedi ve ülkede istifa eden bir kişi bile çıkmadı.
3)Pikachu ve mitingler; Onu unutmak ne mümkün! 783 hayali Pokemon karakteri içindeki Pika türünden çıkmış bir Pokemon olduğu belirtilen Pikachu sevimli görünümüyle sadece ülke gündemine değil dünya gündemine de oturdu ve izleyenleri gülmekten kırıp geçirdi. Pikachu yabancı haber ajanslarının en çok tıklanan haberleri arasına girdi ve sosyal medyada fenomen oldu.
Gösterilere katılan Pikachu’yu güvenlik ekipleri kovaladı ve üzerine su sıktı. Bu zorlu süreçte Pikachu kimsenin başaramadığı bir şeyi başardı ve bir an için de olsa çektiğimiz sıkıntıyı bize unutturdu. Sen çok yaşa emi Pikachu!
Alman sosyal medyasından;
“Bunu dünyada kimseye anlatamazsın yoldaş Pikachu tutuklandı (Das kannst du niemanden auf dieser Welt erklaren. Man hat genosse Pikachu verhaftet)”
CHP’nin ülke geneline yaydığı miting ve protestolar insanların üzerine çöken ölü toprağını silkeleyerek demokrasi rüzgarları esmesine neden oldu. Gençler başta olmak üzere insanlar sokaklara döküldü.
İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin gösterilere set çeken güvenlik barajını yıkıp meydanlara akması ülkede siyasi iklimin değişeceği yolunda umutlarımızı yeşertse de beklenen bahar bu yıl da gelmedi.
Sadece Belediye yöneticileri değil ülkemizdeki haksızlık ve hukuksuzluk karşında en yasal protesto hakkını kullanan gençlerimizin de pek çoğu tutuklanıp hapse atıldı. Gençler yılmadı ve dayandı. Ortak görüşlerini şu şekilde dile getirdiler; “geleceğimizi çaldılar, kaybedecek neyimiz kaldı ki!”
O günlere dair hafızamızda yer eden şeylerin başında gençlerin şahlanması ve yaratıcılıklarını farklı şekillerde sergilemeleri oldu. Güvenlik kuvvetlerinin önünde dönerek dans eden gaz maskeli derviş görülmeye değerdi…
Milletçe bizi çok üzen ve tepkimizi çeken bir vaka da yaşandı. Bir güvenlik görevlisinin Türk bayrağı kuşanmış gence savurduğu tekme unutulmadı.
Bu hakareti bir Türk polisin yapacağına kimse inanamadı ama yüzü kapalı olan ve üzerinde sicil numarası bulunmayan bu zatın kim olduğu ortaya çıkarılmadığından kafamızda rahatsız edici bir soru işareti olarak kaldı.
4)Bizim kadar şehidi olan başka bir ülke var mı? Irak’ın kuzeyinde mağara arama-temizleme operasyonunda 12 şehit verdik. Ne hikmetse ateş hep yoksul ailelerin hanesine düşüyor! Hep o yoksul gençlerin anaları ağlıyor…
Bildiğim kadarıyla Türk ordusunda bu konuda üstün eğitimi olan arama birlikleri var. Öyleyse niye bu riskli bölgedeki arama işlemi profesyonel ekibe yaptırılmadı?
Temmuz ayında yaşanan bu üzücü olaydan sonra bir benzeri Kasım ayında meydana geldi.
İyi yetişmiş 20 uzmanımız Gürcistan sınırları içinde kargo uçağının düşmesi (?) sonucu şehit oldu. Ne olduğu bizden gizlendiği gibi yine ulusal yas ilan edilmedi, bayraklar yarıya inmedi.
5)Haddini aştın mister Barrac: ABD Ankara Büyükelçisi Barrac’ın Türkiye hakkında durmadan vecizeler yumurtlaması fazlasıyla can sıktı. Maalesef Atatürk Türkiye’sinden eser kalmadığı için ona haddini bildirecek bir devlet adamı da yok.
“Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir”
“Çok biliyorsunuz mister Barrac, bir kere Osmanlı bir millet sistemi değil aile sistemidir. Çok hayransanız önerdiğiniz sistemi gidin kendi ülkenizde uygulayın. Ben de ABD için en iyi sistemin “Kızılderili Reis Sistemi” olduğunu savunuyorum. Hani şu dağdan gelip bağdakini kovduğunuz kadim insanlar var ya onlardan insanlık öğrenin biraz. Yok öyle ele verip talkımı kendi yutar salkımı politikası. Bizim tercihimiz sonuna dek “LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ” Siz kendi işinize bakın mister Barrac.”
6)Yapay Zekâ GROK’un başına gelenler: Dünyada dava edilen ilk yapay zekâ Grok oldu. Türkiye’de Grok’a erişim engeli getirildi. Bu arada “X” in CEO’su da istifa etti. Grok nasıl olduysa küfürbaz oldu. Uzmanlar Grok’un sıradan bir sohbet robotu olmayıp cesur, filtresiz ve kaotik olarak tasarlandığını belirtti.
Bu tasarımın müsebbibi de Elon Musk tabii ki… Grok’un uslubunu X kullanıcıları belirlediğinden Grok onları taklit ediyormuş. Bu demek oluyor ki size hakaret ve küfür edebilir. Demek ki yeni düzende algoritmalar da yargılanabilecek!
Görünen o ki Belediye Başkanları, Gazeteciler, Avukatlar derken artık Yapay Zekaya da Silivri yolu gözükecek.
7)Teknolojik üstünlük ve istihbarat zaafı: bütün dünya, Orta-doğuda cep telefonları ile bir anda mısır gibi patlatılan insanların ölümüne tanık oldu. Orta doğu bir yandan yaşamı dini hurafelere boğarken diğer yandan elinden düşürmediği Batı icadı telefonlarla gafil avlandı.
Hemen akabinde İran’da yaşanan istihbarat zaafı sonucu önemli görevlerde bulunan pek çok görevli nokta atışıyla gizlendikleri yerde sinek gibi avlandı.
Dini dogmalarla devlet yönetenler, hala akıl ve bilimi rehber edinmeyenler bu Emperyalist + Siyonist cephenin elindeki süper teknolojiyle nasıl rekabet edecek?
Öyle görünüyor ki Orta-doğuda siyasal İslamcılık bitmeden ne gözyaşı ne kan akışı durur ne de bir milim ileri gidebilir.
8)Gazze’de soykırım: Israil’in “vadedilmiş kutsal topraklar” histerisi, uygar batının gözleri önünde Filistin’de çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden sivil halkın katliamına yol açtı. Avrupa başta olmak üzere tüm insanlık sınıfta kaldı.
Filistin halkı soykırıma uğradığı gibi her türlü yiyecek, içecek ve giyecek yardımı da Israil tarafından engellendi. Küresel “Sumud Filosu” Gazze’ye yardım için yola çıktı ve İsrail’in engellemesiyle karşılaştı. Dünyanın uyuşmuş izleyici kitlesi bu vahşeti korku filmi gibi izlerken insani duygularını yitirmemiş bir avuç insan evladı İsrail kuşatmasına rağmen Gazze’ye yardım ulaştırmayı başardı.
Bu eylem sonrası gelen tepkiler üzerine kâğıt üzerinde ateşkes ilan edilse de, dünyanın gözü önünde barış şovu sergilense de İsrail, Filistin halkına saldırmayı ve kan akıtmayı sürdürüyor...
Tarihsel akış içinde Yahudilerin uğradığı soykırımın faturası Hitler’e kesilirken, perde arkasında zengin ve nüfuzlu Yahudi iş adamlarının bu kıyımı önlemek yerine şahsi çıkarlarını korumak için Hitler’le iş birliği yapıp Yahudi halkını sırtından hançerlediği gerçeği onlardan saklandı.
Yıllar önce kendi köşemden İsrail’in saldırganlığına dikkat çekmeye çalıştığım ileti.
İsrail’in yasa dışı ablukasını kırmak ve Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için 44 ülkeden çok sayıda aktivistin katıldığı “Küresel Sumud Filosu” ile ilgili çizim ise sayın Oğuz Demir’e ait.
9) Almanya’dan ülkesine tatile gelen Türk aile zehirlendi: önce ailenin yediği midye, lokum ve benzeri gıdalardan zehirlendiği düşünüldü sonra şüpheler ailenin kaldıkları otelin böcek ilaçlaması üzerine yoğunlaştı.
Alman basını bu olayı “İstanbul tatilinde trajedi-Turizm merkezinde kuşkulu ölüm” diye duyurdu ve dikkatleri İstanbul’un güvenilirliği üzerine çekti. Bir kez daha görüldü ki ülkemizde denetimsizlik had safhada olduğundan hasbel kader yaşıyoruz. Hayatımıza kast edenler ise ciddi bir yaptırım görmediklerinden ortalıkta cirit atıyor ve can almaya devam ediyorlar.
Günlerce kamuoyunu meşgul eden vakada otopsi sonucuna göre 4 kişilik Böcek ailesinin tüm fertlerinin otelin denetimsiz böcek ilaçlaması nedeniyle hayatlarını kaybettikleri belirtildi ama bu gıda denetimsizliğinin temize çıktığı anlamına da gelmiyor. Herşeyin ateş pahası olduğu ülkemizde ne yazık ki sadece insan hayatı ucuz.
10)Amerikalı Papa 14 Leo’nun Türkiye Ziyareti: Vatikan devlet başkanı Papa XIV. Leo 27 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında ülkemizi ziyaret etti. Katolik Kilisesinin yeni ruhani lideri seçilen papa ziyaretine Ankara’dan başladı. İstanbul ve İznik’le sürdürdü.
Papa Hristiyanlık dinini kurumsallaştıran İznik Konsilinin 1700 yıl dönüm ayinini yönetti. Papa’nın gelişine her ne kadar “dinler arası diyalog” süsü verilse de bunun jeopolitik arka planı olduğu bir gerçek.
Asırlar boyu dünya başkenti olan İstanbul (Konstantinopolis) aynı zamanda Hristiyanlığın doğduğu ve devlet dini haline geldiği güç merkezi olagelmiştir. Bölünmüş Hristiyanlığın (Katolik- Protestan-Ortodoks) birleştirilmesi ve I. Bartholomeos tarafından yönetilen Fener Rum Patrikhanesinin, diğer bir deyişle İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesinin Ekümeniklik gibi bir isteği vardır.
Fransızca kökenli bir sözcük olan Ekümenik “evrensel birleşme” anlamına gelir. Dolayısıyla bir “Küresel Öncülük” iddiası taşır. ABD, Türkiye’ye, Fener Rum Patrikhanesini ekümenik olarak tanıyın diye baskı yapmakta yani Fener Patrikhanesini Ortodoksların lideri olarak tanıyın diye diretmektedir. Bu dayatmaya Rusya da karşı çıkmakta ve şöyle bir açıklama yapmaktadır;
“Fenerin Ortodoks dünyasında en fazla çatıştığı odak olan Moskova Patrikhanesi, “Fener’e hürmet ederiz fakat dünyadaki en büyük Ortodoks cemaate sahip olan biziz. Yüzlerce yıl Fener’e biz yardım ettik. Fener bize ağabeylik taslamasın”
Rusya bu girişimi, ABD’nin Rusya’yı çevreleme stratejisinin parçası olarak görüyor. Cumhuriyet gazetesi de bu hususta şu ifadelere yer veriyor;
“Fener’in resmen ekümenik olarak tanınması halinde, patrik ve diğer rahiplerin Türk yurttaşı olma şartı kaldırılır. Bu da Türkiye’de, Türkiye’nin denetleyemeyeceği, civardaki Ortodoks ülkelerin siyasetine müdahale eden, devlet içinde bir devletin oluşması demek olur. Dolayısıyla fener Rum Patrikhanesinin dini bir kurum olarak kalması ve ekümeniklik iddiası hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.”
Dolayısıyla papanın ülkemizi ziyareti saf bir barış amacından veya masum bir dini törenden öte bir anlam barındırmakta, kullanılan sembol dili de asıl siyasi niyeti perdelemektedir.
11) Dünya Türk Dili Ailesi Günü; Özbekistan’da süren Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 43.Genel Konferansında 15 Aralık “Dünya Türk Dili Ailesi Günü” ilan edildi.
Türk dilinin 8 yüzyıla ait en eski yazı belgelerinden Orhun Yazıtlarının ilk kez deşifre edildiği günün 15 Aralık olduğu belirtildi. Tüm Türkçe konuşan ve Türk dilini sevenlere kutlu olsun.
12) 31/Atlas adlı yıldızlararası cisim: yıldızlararası (interstellar) cisim ilk kez 1 Temmuz günü Şili’deki Atlas teleskobu tarafından fark edildi. Ardından astronomlar yörüngesini hesaplamak için harekete geçince bu nesnenin hiperbolik bir yörüngeye sahip bulunduğunu yani güneş sistemine girip akabinde çıkacak bir ziyaretçi olduğunu tespit ettiler.
Güneş sistemimize giren bu beklenmedik misafir insanların uzay hakkında merakını körüklemekle birlikte sosyal medya tartışmaları pek çok yanlış bilginin hızla yayılmasına ve hatırı sayılır bir bilgi kirliliğine yol açtı.
19 Aralık Cuma günü Dünyamıza en yakın noktadan herhangi bir tehlike oluşturmadan güvenle geçecek olan 31/ATLAS kuyrukluyıldızı üzerinden bilim insanları önemli ip uçları yakalamayı hedefliyor.
31/ATLAS doğal bir kuyrukluyıldız mı yoksa doğal olmayan ileri teknolojiye sahip bir uzaylı gemisi mi? Bu soruların yanıtlarını merak ediyorsanız websitemizden “31ATLAS’ın Dünyamıza Yakın Geçişi başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Eylül Esintisi olarak mümkün olabildiğince yaşadığımız çağa tanıklık etme gayretindeyiz. Aslında hepimiz yaşadığımız çağdan sorumluyuz. Eğer yarınlara iyi bir şeyler kalsın istiyorsak “balık hafızalı” insanlar olmaktan sakınmamız gerekiyor.
Temennimiz 2026 yılının ülkemizde ve tüm dünyada daha uygar daha insani yaşanması. Ancak biz ne kadar iyi temennilerde bulunursak bulunalım ne ülkemizden ne de dünyadan üzüntü ve öfke uyandıran olayların eksik olmayacağını bilecek kadar da gerçekçiyiz.
İnsanların çoğu evrimini tamamlayamadığından insanlık ha bire bir adım ileri iki adım geri faslında dönüp duruyor. Bu çemberin dışına çıkabilen insan sayısı çok kısıtlı olduğundan ne yazık ki onların gücü de tüm insanlığı kurtarmaya yetmiyor.
2025 yılını Yaşar Kemal ile noktalayalım;
“İnsanlık öldü mü? dedim
Yok dedi. Ölmedi, ölmedi ama bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?”
“Nerede kaldı acaba?”
Sahi, nerede kaldı dersiniz?
Not: Bu yazımız aktif olup 31.12.2025 tarihine kadar sürecektir.
Dipnot:
(1) 2025 yılının ilk ayına Mattia Ahmet Minguzzi’nin Kadıköy pazarında hunharca katledilmesi damga vurmuştu. Bu olaya websitemizde başlı başına yer verdiğimiz için burada tekrar aynı bahse girmedik. Dileyen okur “Mattia Ahmet Minguzzı” başlıklı yazımıza bakabilir.
Kaynakça;
1) Nazan Öngiden- 2025 yılı olayları özel ajandası
2) Yaşar Kemal- Kuşlar da Gitti
3) NASA Science- Kuyrukluyıldız 31/ATLAS












Yorum Yazın